"Web'de erişilirlik" kavramı hakkında kapsamlı Türkçe kaynak. Sorumluluk sahibi web profesyonelleri ve web ile ilgisi olan herkes için.
Başlık: Web'de Erişilirlik, XHTML ve CSS
Yazar: Numan Pekgöz
Yayınevi: Pusula Yayıncılık
Basım Yılı: 2006
ISBN: 975-6477-78-4
Siyah - Beyaz, 16.5 X 24, 128 sayfa
Fiyatı: Henüz belli değil
Temelde web ile ilgisi olan herkesin bu kitapta bulabileceği birşeyler varsa da kitabın hedef kitlesi sorumluluk sahibi olması beklenen web profesyonelleridir. Tasarımcı, geliştirici, danışman, yöneten, satan ya da alan olması farketmez. Tüm terimlerin Türkçe olarak ifade edildiği bu kitap hem sosyal hem de teknik boyutu olan az ve öz sözlü bir kitap. Ne ve niçin sosyal boyutu ele alırken, nasıl ise işin teknik kısmına açıklık getirmeye çalışıyor. Üstelik okuyucuların konuları ve sonuçlarını gözünde daha iyi canlandırabilmesi amacıyla kitaptaki konular örnek bir proje ile paralel ele alınmakta.
Erişilirlik hakkında Ne, Niçin, Nasıl ve tüm merak ettikleriniz:
Doğup büyüdüğüm İstanbul’a her zaman severek gelirim ve özlemle ayrılırım. Bu güzel kentin benim gibi başkaları için de büyük anlamlar taşıdığına eminim. Dağ gibi sorunlarına karşın ona olan sevgimiz bunları çoğu zaman görmezden gelmemize yetebiliyor. Benim için de bir bakıma öyle ama bir gün çocuğum olduktan sonra ilk gelişimde bebek arabasıyla iki nokta arasında seyahatin ne kadar büyük zorluk olduğu beni çok şaşırtmıştı. Hemen her köşesini, her tür pratikliğini öylesine bildiğim, hiç bir sıkıntı çekmediğim şehirde, tekerlekli bir cisim eşiliğinde yürüyebilmek, toplu taşım araçlarını kullanabilmek benim sevdalısı olduğum bu şehirle olan ilişkime yepyeni bir boyut kazandırmıştı. Kaldırımlar ya çok dardı ya da parkyeri olarak kullanılıyordu. Kaldırım köşelerine konan rampalar ise önüne parkedilmiş araçlarla bloke edilmişti. Tramvay ve metroya binebilmek için bebek arabasını merdivenlerden sırtımda taşımam gerekiyordu. Başında görevli olmayan turnikelerden arabayı geçirebilmek ise bayağı bir güç gerektiriyordu. Vapur? Keza öyle. Otobüs? Hak getire. Bir de baktım ki bu şehirde anne babalar çocukları kucağında taşıyor! Evet hemen hepsi kucaklarda taşınıyordu çocukların. Daha önce ben hiç bu açıdan görememiştim halbuki. Belki de görmezden gelmiştim. O an belki de ilk defa gerçek anlamda bu şehirde özürlü olarak yaşamak nasıl birşeydir diye düşündüm. Aramızda kaç kişi özürlü bir insanla birlikte çalışıyordu? İşe gidip gelinirken kaç kişi sokakta tekerlekli sandalyeli biriyle karşılaşıyordu. Aslında bu büyük bir ayrımcılık değil miydi? Özürlü insanlar için eşit şartlar yaratılması gereken yerlerde onlara haksız bir dezavantajı reva görmüyor muyduk? Üstelik anne-baba, çocuk ya da yaşlı olmak özür değilken. Peki ya profesyonelleri olduğumuz mesleklerde herkese eşit fırsatlar yaratabiliyor muyduk? Şimdiye kadar belki çok fazla değil. Mesela her geçen gün hayatımızda kendine biraz daha fazla yer edinen sanal ortamda durum pek de farklı değil. Ama hiç bir şey için geç kalınmış sayılmaz.
Önce hepimiz şu ya da bu şekilde bir web sitesi sahibi olduk, daha sonra daha göz alıcı, daha zengin, daha hip derken bazı şeyleri unuttuk. Bunlardan biri de erişilirlik kavramı. Web’de erişilirlik yeni bir konu değil ama sahnede yeni yeni kendine yer bulabilen, kayıtsız kalınamayacak kadar önemli bir konu. Artık yeni birşeyler yapmanın zamanı.
Henüz bilgisi yok.
